4 Mayıs 2010 Salı

kıvrık tarla...

Düş sanrısı
Gel bu gece kutsandı kara talihim
                Kör bir kraliçeydi önce...

Vurdu beni kıvrık bir çiçek
             Saçında tarihim gizliydi meğer

          Sarı sardunya dedim,
                Sonra dişim kırıldı acıdan.

Dağıttım içimdeki şenlik ülkesini..... 

Neden uykudan uyanmaya cesaret edemedim

Sevdi beni,
Gözümü açamadan
Savaşla bir..
Elinde bin bir acıyla.

               Dünya yuvarlanıyordu rüyamda
        Kıvrık bir çiçek vardı aklımda
Sevdim onu...

Kabuk bağlamış susuzluğumu anlattı bana ad koymadan
Koştuk tarlalarda,
Uçurtma gibi   

Sabah mavisi dedim ona
Hiç düşünmedim neyle beslerim,
Sadece bak dedi gözümden içime....

Sustuk..

Onların sundukların istemem dedi
Sen içinden geleni ver içime...

      Hatta ver elini koy alnıma başka büyümem ben
Ruhunda olsun filizim öyle çocuk kalsın istedin
           Dünyasızdık
Kabul ikliminin sayısız saatleri kadar

Elimden tuttu kraliçem

          Çıkarmak için seni içimden acı püskürdüm üstüne
Gitmesin istedim içimden seni,
Kızdı dünyasızlığıma..

Ve kıvrık bir çiçeğe
         Neyle yakarsın ki dedi gerçeği
Sana verecek bir öz sevim var benim

Sus gecesinden sonra yazdım ben bu masalı:
               Ölü kadınların aşklarına ithaf ettim tenleri sorulmuş ruhlarından önce
Bırakma elimi
Bak işte senin ve benim son zamanım bu
   Sadece sevdim

Gözyaşı tuzunun dudağını ıslatması kadar gerçekçe
İç içe geçti yalnızlığım sen
Sen!
ordaydın işte
koştuğumuz tarlada
kraliçemin avuçlarında belki…


Myk

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder