28 Mayıs 2010 Cuma

sonetik alfabe

Süsle şimdi güzel acımı
Annenin bayramlarda süslediği şen kız gibi

          Kırmızı ruganların kadar yakıştı kan yaşım alnıma
       Yoksa sen
Yastık altı acımı
Anı mı yaptın kendine sonra çıkarıp bakılası

Dilini düğüm yapıp astığın gece
Geçme ihtimalsiz yollarında pencere aralığı kaldığım geceler arası

Sonlu nefretim  oysa
Sessiz bir orkestranın sonatında

Yalnızlığımın ayağına basıp kaçacaktı sevdam
Ayalarının ağaç kabuklarına sarılıp

Uykulu göz tasviriydi basitçe
Şiirin haylaz atına binişini izler
Sade heveslenirdim

Bin bir gürültüyle yitirdiğin saflığını özler
Yanağıma küçük bir çukur emanet ederdim

Çocuk olurdun
Şekerini alıp oyuna dalacak bir çocuk

Sonra çıkarıp cebinden bir ip verdin elime
“Hadi gel oynayalım”
İnzivanı as boynundan

İnanılmaya geldim düşle bir yarattığın  kimsesizliğini yarım adımını
Gel
Beraber atalım

Yani ben yalın ayak sevgilere uçup
Yosunlu bir akşama inanç ettiğim
         Kara gözlü bir ada ve bir gölge omzunda
Saçlarını tanır  ellerim

Şimdi koynumda bir ağrı
           Dünyanın öte yarısı sen olsan da
Gidip dönmemişliğin ,gelip gelmemişliğin değil
Acımın orta yeri

Bir otobüs camına sıkışıp kalmışlığımın annesi
Biriktirmişim  meğer sustuğum harfleri
Çok zaman  oldu gitmediğim bir yer şimdi ordayım

Sen düş' ün di’li seçmiş zamanına  dokunmuş parmak
Deniz ol gemi ol ya da bir çınar
Maviye yakın hatırlayayım


Myk


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder