23 Haziran 2010 Çarşamba

kronik sabahın aciz gebeliği

Yere serili ahidler bu son vahiy akşamı
Tut sabır kovasının bir ucu
Bizi çıkarsın bu bahçe bu göğe
Sen ve ben siz
İlkimi
Daha çok
Daha göğe
Nedir elindeki diyeceğim
Bir sabahın ağrısı
Dilin dolanıp geri kaçacak yerine
Hüzün büyütüyorum ben her kelimene
Sonra oturuyoruz  dünyanın öte yarısında
Kırmızı bir elbiseyi yırtıp atmışsın üstümden
Yakışmadı diye
Kan olmuş her yanım
Elimi tutup koparmışsın yerinden
Ağlamaklığıma kızgın
“Yakmak istedim yaktım “diyorsun
Yedi kat göğe çıkarıyor kelimelerin beni
Oysa ne emanet duruyor ağzında hisleşik kelimeler
İtiyorum sahiden içini en acı akşamın doğuran sabahına
Git ve bul ölümü
Şimdi dünya sencil bir iç geçirmeden uzak
 hoş geldim çoğul duyarlılıklarıma
benim çocuklarım var
kadınlarım yalnız başı yurtsuz
lacandon ormanları sakinlerim
ve de hamurunda bin insanı taşıyan ekmeğim
gitmeye ölenlerim
yürürken yüreği ayak yapanlarım
sen sus şimdi iki noktalı bir hüznün küçük çocuğu
sebebi ben sonucu ben li bu hikayede
dur ve sevdir kendini
bir bina yüksekliği gibi ölçtün acını
sonra ayıkladım heceni
bir ölme sevi bu
sonraya edilmiş bir ihanet
hiç kimseyle bir tutma hikayelerimi
sonsuz tarlalarda
çakıl ve kum yazdım ben 
okuyamazsın..
bil işte
öyle ezberle bu oyunu....


Myk

10 Haziran 2010 Perşembe

Sevgili dün’lük
Dün gece acımı tuttum elinden
           “Küçük kız ve şeytan akşamını unut” dedim  “sana yeni oyunlar bulacağım
                Daha çok yakışacak acıma

Sayılı küller kaldı
Bir insanın avucunun  içini unutmaya
Susluca otur köşende!!

Bak çıkardım ayakkabılarımı
Camına  taşına aldırmadan o yolun,

Yalın ayaklığımı kutlayalım
Ben ve biz..


Myk