28 Nisan 2011 Perşembe

yeniden doğmalara


İçimde bir sürü insan öldü
Ne kadar eksiltmişsem kendimi

Bir  o kadar yaralardan çıkıp inciniyorsun yarım dilimde
Sonrasında biad ettiğim masumiyetin
Yalancı harflerden düne erecek zaferin
Sonsuzca insen gözümün ince ferine
Yitip gitmiş nedenim akşama
Burası kir burası yanık işte yine
Hangi günahın sevdasında kaybolsun bilmediğin bir dilin sevda irkilmişliği
Dokunulmuş bir akşamdan geceme insin bu cinayet ve kırmızı bir lisanda olacak
Kaçtığım şehrin nefes izleri
Ve bir inzivada bulacaksın kendini kadın
Nefsimiz duracak kapı aralığından süzen gizin izinde
Sonrasına düşeceksin yeni yetmeliğimin
Kaybolmalara yakın bu arafım

Ne koysam adında bir yanın eksik kalacak
Ve düş’ün kirli evini ne çok sevdin
Cesaretin çaresizliğine bulanmış kan yaşlarında
Beyaz bir elbiseye teğelli güzelliğin
Gel desem karanfil kokusunda yitireceksin bir akşamı
Bize yalan olsun bu akşam
Bize yalan koksun
Nihaisizce didinsin
Kelimenin abidesi
Sus
Sus
Diyecek yeniden yaratmalara kederli ölümünde
Dünsel bir sancının esiri olmuş kaç ölü geçti bu şehirden
Bu şehir kaç düşü öldürdü geçerken tenimden
Yalan olsun
Yalan olsun
Bak bize ne kadar adi duruyoruz bu güzel hikayenin en saf deminde
Ve deniz koksa belki iç kıyılarım yıkanacak ve yıkılıp kalacaksın en saf halinle
Git demeye mühürlü dilimin son boğumunda kalan iklimin ve ilkimin sonsuz acısına
Bulansa kurduğun düş
İnsafa gelmeyecek bilirim ölen insanlar
Benim hiçimde ölen milyonlarca insan var ,
Bir yaratıp bin öldüren ben zehrinde güzel bir alfabeyle tesellime sığınsan
Kimsesizce çekilip ölüme adarım adımı

Bitkin bir köşe başının çocuğuyum ben
Bitkin bir köşe başının çocukluğu
Zamanı alıp cebinde oyuncak diye saklayan ve masumiyetin ölüm anları dikilmiş bir
Fahişe sesinde gizlidir kimi yokluğum
Susacaksın sus akacaksın dilimden
Nefesin değdiğinde bu yabancı zerreye hangi acılardan geçsem dediğim bir düşün ardında koşacak
Elimde bir akşamına

Sonsuzluğa erdiğin bir noktadan sonrası olsun sözümüz
Hangi ikrardan geçecekse nefsin altın vuruşunda yalan adına bürünmüş
Safir bir geceyle bir anılacak adın
Yalanında bulacaksan bu düş akşamını kimseler veremez fidyesini
Ağlamayacak kadar nefrete erecek sesin bize küsmüş yarım ilhamın
Sonrasında elimde olacak bırakıp gittiğin bir kokuya biad etmiş sevdalar
Küle bulanmıştır yeni yetmeliğim

Ve ben hangi ağaç altında yitirdim kraliçeliğimi
Bir el ayasının masumluğunda dilenecek gökten kaç elma
Ve hangi günahı ısıracağız yanmaya meyilli
Baştan sona erdiğim gizin son harfinde bir hiçliksin oysa

Yitikliğimde bıraktığın elde benim gücüm
Öldüğümde yeniden doğacak bu kadın
Ve bu kadın
Yine yaktığında heceleri
Güneşin tam ortası sana yapılmış bir ev olacak gizliden 

Myk.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder